Ultima Online Macerası

Bundan tam 10 yıl öncesi, sene 2005. Okuluma o gün gitmemişim ve sabah saat 7:30’da bir kafede oturup simit yiyorum. Bir yandan da durmadan saate bakıyorum, 8:00’da internet cafe açılacak. Yağmur bastırdıkça bastırıyor, simitimi bitiriyorum ve o yağmur altında koşarak internet cafeye gidiyorum. İnternet Cafe açılır açılmaz hemen masama oturmam lazım, içimde büyük bir heyecan. Acaba bu sefer “Fire Steed” çıkmış mı ?

Söylediğim yıllarda Ultima Online oynayanlar, o heyecanın ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Hatta bu cümleleri okurken, yüzlerinde bir gülümseme olduğuna da bahse girerim. İnternet cafelerin, internet cafe olduğu 98-2003 arası bir zaman dilimi var ya, ondan hemen sonraki yıllara denk gelir ultima online dönemi. Yine bir gün okuldan çıkmış, Counter Strike oynamak için sıra numarası aldığım zamanda öğrendim bu oyunu. Sırayı beklerken, diğer oyun oynayanlar izlenirdi o dönem. İnternet Cafe’nin yarısı counter strike oynar, diğer yarısı da atlı bir oyun oynardı. Hep merak ederdim, nedir bu “atlı oyun” diye ve arkalarına geçip öğrenmeye çalışırdım. “Kesiyor beni koşun, İnnox atsana innox, Yattı yattı loot’la hemen” replikleri durmadan döner dururdu bu oyun oynanırken, meraklı bakışlarla izler ancak hiçbir şey anlamazdım.

Eve 64 kpbs bağlantılı adsl aldığım zaman, bu oyunu oynayan arkadaşlarım bir ricada bulundu benden: “Charımı kasar mısın ?”. Ben internet üzerinde işlerimi hallederken, sadece altta açık kalacaktı bu oyun, ve arkadaşımın charı daha da güçlenecekti. Çok ilginç geldi bana ve arkadaşımın charını kasarken ara ara oyuna bakmaya ve bir takım şeyleri öğrenmeye başladım.

ultima-online-dragon

Gel zaman git zaman oyunu artık iyice öğrenmeye başladım ki, o zamanların efsane sunucusu olan “Sylveria”dan parası ile bir adet edit char almaya karar vermiştim. O char ile başladı “taming” sevdam, arkadaşlarım serverda bulunan bütün spawnların markını vermişlerdi bana ve gece gündüz; 15 dakikada bir sürekli spawnları dolaşıyordum. 200’den fazla bineğim vardı, ancak yine doymuyordum. Öyle ki, spawnları dolaşmaktan reglerim tükeniyor ve reg alacak para bulamadığım için balıkçı char kasıyordum. İlk göz ağrımdı Sylveria, kapandıktan sonra bu oyunu yıllarca bir çok farklı serverda oynadım; ancak hiçbirisi onun kadar zevk vermedi. 2. Sylveria 2007 yılında kapandı ve bir daha hiç açılmadı. Ona benzeyen tek server olan Fatal War’ın da kapanışı aynı yıllara denk geldi. Çok serverda oynadım, çok bekledim ancak kimse bu scriptler ile server açmaya yanaşmadı, hâlâ ara sıra açık olan serverlara bakar; benzer bir server açılmış mı diye kontrol ederim.

Sylveria kapandıktan sonra en çok zevk aldığım serverlardan biri Amentes’ti. Defalarca açılıp kapanan bu serverda en güzel vakit geçirdiğim zaman, 2. Amentes dönemiydi. Servera inanılmaz bir ilgi vardı, öyle ki 150 online limiti konulmuş ve premium üyelik satışları yapılmaya başlanmıştı. Hatta bazı internet cafelere, özel premium üyelik veriliyordu ve bu internet cafeden bağlanan charlar, bu limite takılmıyordu. Renkli Llama spawnı çıktığında, spawnlardan biri Moonglow’daydı ve çıkmasına yakın 40 kişi burada bekler; ilk tame eden hayvanı alıp kaçardı. Gecenin 2’sinde bile 150 online bulunuyordu serverda, oynadığım en kalabalık serverdı. Britain’in guard’dan çıkarıldığı dönem ise, en yoğun action’a şahit olduğum dönemdi. Tek kişi action’a çıkmak imkansıza yakındı, herkes minimum 3-4 kişi ile birlikte çıkardı. Sol tarafta sürekli, ölen Lord ve Lady’lerin duyurusu geçiyordu, tam bir kıyımdı :).

ultima-online-sylveria

Sylveria’da ki Taming charım. Bu ekran görüntüsü 2006 yılına ait.

Çok net bir şekilde hatırladığım ve aklıma geldiğinde beni hüzünlendiren bir başka serverda Infinity idi. PH’si %100 açıktı bu serverın, bir çok char kasma alanı da mevcuttu. Öğlen vakti yeni karakter açıp, 2-3 saatte kasıp hemen action’a çıkabiliyordunuz :). Oyunda çok güzel binekler vardı, haritası da diğer serverlara göre oldukça farklı ve kaliteliydi. Online sayısı bi ara 200’lere kadar çıkmıştı ancak bir süre sonra “Premium” sistemine geçti ve maalesef oyuncu sayısı baya azaldı, sahibi askere gittiğinde ise kapandı. Sahibiyle 2008 yılında sohbet etme imkanı bulmuştum, askerden gelmişti ve serverı ph’si oldukça kapalı bir şekilde yeniden açmıştı. Eski günleri yad etmek için tekrar başladım, ancak online oyuncu sayısı bir türlü 10’u geçemedi. Şu an aynı şekilde tekrar açılsa, tekrar oyunu yükler ve oynamaya başlarım.

Bu oyun üzerinden bir çok dost edindim, anlatmaya başlasam saatler sürecek kadar anılarım oldu. En yakın arkadaşlarımla buluştuğumda, sürekli oyunda neler yapacağımızı konuşur; hangi skilleri kasacağımızı belirler, Ultima ile yatıp Ultima ile kalkardım. Sadece ben değil, bütün arkadaşlarım böyleydi. Hayattaki en büyük derdim, spawnlardan çıkacak olan binekleri almaktı.

Simiti yedikten sonra internet cafeye gittiğim o yağmurla günde, fire steed çıkmamıştı. Bir gün arkadaşım, ders arasında okuldan kaçıp internet cafeye gitmiş; benim karakterimle s

pawnları dolaşırken fire steed’i görünce hemen almıştı. Sylveria’da Fire Steed’in spawn olması aylar sürebiliyordu ve oynadığım süre boyunca sadece 1 tanesine sahip oldum.

Her sene aynı cümle kurulur forumlarda “Ultima Online bitmiş”. Bu cümleyi her gördüğümde ise, oyunun hiçbir zaman bitmeyeceğinden emin olduğum için güler geçerim. Bu yazıyı yazarken o forumları tekrar dolaştım, oyunu oynayanların sayısı bu sefer gerçekten oldukça azalmış. Bir sonraki yazımda, oyuna başlamak isteyenler için uzun bir rehber hazırlayıp; bu oyunun bitmemesi adına elimden geleni yapacağım. Kim bilir, belki bir gün TurkGamer UO Shard bile açılabilir…

Yorum Yaz

Mail adresi kullanıcılara gösterilmeyecektir. Zorunlu alanları doldurmayı unutmayın *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Lost Password

Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.

Sign Up

Canlı Yayındayız ! Hemen İzle
CURRENTLY OFFLINE