Stranger Things: The Game iOS

Uzun zamandır “şöyle güzel bir oyun çıksa da doyasıya inceleme yazsam” dediğim bir halet-i ruhiyesi içerisinde dolaşırken iphone ekranıma bir haber düştü; “Stranger Things serisinin oyunu şaşırtıcı biçimde retro olarak çıktı!”. Bu stranger things denen şey nedir vs. diye araştırmak yerine direk oyunu indirmeyi tercih ettim. Keza önce oyun güzel ise tarihçesine inmek farzdır. Yoksa zaman kaybından öteye geçmez…

Neyse efendim oyunu biraz oynarım derken yaklaşık bir saat boyunca dünyadan koptum. Nedenleri ise şöyle; ilk olarak bu oyun Netflix’in popüler dizilerinden birinin oyunu olduğu için sağlam bir hikayeye sahip ve hemen sizi içine alıyor. İkincisi retro tarzıyla belli yaştaki oyuncuları ( min. 30+ ) çocukluklarına direk ışınlıyor ve üçüncüsü hem arcade hem de point&click tadında olduğu için zevkinden yenmiyor…

Oyunumuz çıldığında bizi minimalist bir menü karşılıyor. Hemen oyuna dahil olduğumuzda şerif arkadaşımızın kontrolünü devralıyoruz. Kendisine gelen bir telefonla odasında uyanıyor ve maceranın ilk bölümü olan “kayıp çocuklar”a giriş yapıyoruz. Oyun alanı eski tip tepeden gösterme şeklinde ve adamımızı oyun alanında bir yere tıklayarak götürebiliyoruz. Bunun yanında karşısına çıkan düşmanlara saldırması da gene düşman üzerine tıklayarak gerçekleşiyor. En hoşuma giden şey ise duvardaki dolapvari bir şeye tıkladığınızda, onun kırılabilir bir dekor olduğunu farkediyorsunuz. İçinden birşeyler çıkma ihtimali de sürpriz oluyor. Tavsiyem, etrafta ne kadar dekor varsa parmaklayın hemşerim! Bazıları bazı düşmanlar hakkında ipucu veren notlar bile içeriyor! ( okumak önemli )…

Konumuza dönersek amacımız belli sayıda kayıp çocuğu bulmak. Evden çıkıp arabaya atladığımızda kendimizi bir bilim laboratuvarında buluyoruz. Amacımız birkaç renk lazerle korunan laboratuvar kapısından geçmek. Her bir lazeri kapamak ayrı bir bilmece ve bu laboratuvarda çocuklardan birini buluyoruz. Bu çocuğun özelliği uzaktan taş atarak bazı düğmeleri aktive etmesi veya düşmanları uzaktan etkisiz hale getirmesi. Sırf bu bölümde “boss”u da sayarsak dört tip düşmanla karşılaşıyoruz. Her birinin farklı karakteristiği olduğunu belirtmeme gerek bile yok.

Ayrıca laboratuvarda bazı gizli lokasyonların olduğunu ve bu lokasyonlardaki eşyaların bulunduğu setleri tamamladığınızda elinize geçecek ödülleri de eklerseniz hardcore gamerlara çerez çıktı diyebiliriz. O yüzden br bölüm bitirdiğinizde haritanın ( izin verilen ölçüde ) her yerine gittiğinizden emin olun. İlk aşamalarda haritaların her yerine giremeyebilirsiniz, üzülmeyin. Bu sizin oyun becerinizden çok takımınızda gerekli özellikteki çocuğun bulunmayışından kaynaklanmakta.

Şerifin sağlam bir yumruk gücü var ama dezavantajı yakın mesafe. Bunun yanında 5 canınvar ve her hasar aldığımızda bu canlardan birinin yarısı gidiyor. Üzülmeyin, daha önce belirttiğim dolap/varil ve benzeri şeyleri kırdığınızda içinden para veya kalp çıkma olasılığı yüksek. Öldüğümde ne olacak diye sorar gibisiniz. Ben de başlarda oyunu kolay bulup, ölsem ne olur özgüveniyle gezerken ne olduğunu öğrendim. Bölümün başından başlıyoruz ama yaptığımız şeyler gene yapılmış kalıyor. Sadece düşmanlar tekrar çıkıyor!

Oyun iki zorluk seviyesinde karşımıza çıkıyor ve ben zorda oynadığım halde çok abartılacak şekilde zorlandığımı hatırlamıyorum. Zaten bu oyunu kolayda oynamak da oyuna hakaret olur. Tıpkı güzel bir yemeği, tadını çıkararak, yavaş yavaş yemek gibi…

Neyse! Laboratuvar bölümünü bitirdiğimde oyuna hayranlığım bir kat daha arttı. Sağdaki arayüzde çıkan harita ikonuna tıkladığımda karşıma koskoca bir kasaba çıktı ve ikinci çocuğun yeri kabaca işaretlendi. Harita gayet büyük ve bir yere gitmenin birden fazla yolu olduğunu da görünce insan daha da keyifleniyor. İlinci çocuğa gittiğimde bana arkadaşının kaybolduğunu söylemesi ve ona göre kasaba morgundan kıyafet çalmam mı yoksa yol üstünde bir kulübedeki kızdan görev almam mı daha çok keyif verdi çözemedim.

Kısaca böyle basit ve retro bir oyundan böyle komplike özellikler ve detaylar çıkması, bana geçmişte oynadığım kaliteli oyunları hatırlattı ( bknz. Curse of Enchantia ). Oyunumuza gelirsek, oyuna o kadar kendimi kaptırdım ki müzikleri hatırlamıyorum ama kulağa da batmamış olmalı ki rahatsızlık hissetmedim. Oyun şimdilik bedava ve 300 mb civarı bir boyutu mevcut. Açıklamadında ikinci bölümün yolda olduğu söyleniyor. Yani ikinci bölüm paralı olur mu bilmem ama bunun Netflix’in bir reklam promosyonu olduğunu düşünürsek, oyunun tamamının bedava olacağına inanıyorum. Oyunu, özellikle antidepresanlarla atlatmaya çalıştığımız bu sonbahar günlerinde şiddetle oynamanızı tavsiye ediyorum.

Beğendiysen Oyla ! :)

1 0

Yanıtla

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Canlı Yayındayız ! Hemen İzle
CURRENTLY OFFLINE