Deus Ex; Mankind Divided – PS4 Pro İncelemesi

Deus Ex; Mankind Divided – PS4 Pro İncelemesi

Öncelikle belirtmeliyim, bu oyunu anlatabilmem için size bu oyunun geçtiği evreni tanıtmalıyım. Oyunun ilk atası olan “Deus Ex” çok eskilerin hatırlayacağı “Eidos” (bknz. Tomb Raider) firması tarafından 2000 yılında ortaya çıkarıldı. O kadar tutuldu ki devamı olan “Deus Ex: Invisible War” 2003 yıllarında raflarda yerini aldı. 2011 yılında “Square Enix”in devamını yayınladığı oyun gerçekten bir sıçrama yaptı. O zamanlar oyun için resmen markalar ve ürünler yaratıldı. Şehirde dolaşırken vitrinlerde gördüğünüz ürünler, televizyon kanalları, büyük ticari firmalar hepsi bu evrenin ne kadar detaylandırılmaya ihtiyacı olduğuna dair birer kanıttı. Ve sonucunda oyun mekaniği dahil (yazının devamında detaylıca vereceğim) tam bir görsel aksiyon/bilim-kurgu romanı ortaya çıkmış oldu.

İlk oyunlar enteresan biçimde 2050’li yıllarda geçmektedir ve ‘gri-ölüm’ adında bir hastalık dünyayı sarmış, bu hastalığa tek çözüm olan ilaç da VersaLife adında büyük bir firma tarafı dan bulunmuştur. Ne acıdır ki bu ilaç çok pahalıdır ve sadece önemli kişiler verilmektedir. Bunun nedeni de ilacın yeteri kadar üretilememesidir. (Marx’ın burada kemikleri sızlar mirim!). Bu da Dünya çapında çeşitli ayaklanmalara neden olmuştur ve oyundaki kahramanımız da ‘Birleşmiş Milletler Anti-Terörist Koalisyonu’nun cesur neferlerinden biri olarak! Bu terörist faliyetlerde verilen görevleri ifa etmektedir.
Deus-Ex-Mankind-Divided

2011 yılı ve devamındaki oyun serisi ise bundan yaklaşık 30 yıl önce geçmektedir (zaman geçtikçe geriye gitmek de yeni moda oldu ha! Bknz. Star Wars). Dünya’da tıp çok gelişmiş, insanlar gerek rahatsızlıklarından kurtulmak amacıyla gerekse güçlenmek veya kendilerini geliştirmek amacıyla ‘augmentation’ denen eklentileri vücutlarına entegre etmişlerdir. Bu öyle büyük bir sanayi olmuştur ki, şirketler ve hatta devletler el altından birbirleri ile savaşa girişmişlerdir. Kahramanımız Adam Jensen da böyle bir şirket olan Sarif Industries’de güvenlik müdürü olarak çalışmaktadır. Eşi de bu şirkette, gayet güzel emellerle, bu teknolojiyi zararsız ve halkın tamamımın kullanabileceği şekilde ucuzlatıcı çalışmalara adamıştır. Bir terörist atak sonucu eşini kaybeden ve vücudunun neredeyse tamamı parçalanan Jensen, patronu ve arkadaşı David Sarif tarafından neredeyse tüm vücudu augmentationlarla kaplanarak hayata döndürülür ve bu işin arkasındakileri ortaya çıkarmak uğruna Dünya’nın çeşitli yerlerinde görevler ifa eder. Dünya bu yapay eklentileri ve etik yönlerini tartışırken tüm augmentation kullanan halkı etkileyen ve kontrolden çıkmalarını sağlayan bir yapay olayla iki grup arasındaki uçurum iyice açılır ve bu arada Jensen eşinin ölmemiş, kaçırılan şirkette zorla çalıştırılmakta olduğunu, eşinin de kendi üzerinde bazı deneyler yapmış olduğunu öğrenir. Kahramanımızın evliliğini ve hayatını sorguladığı bu zor dönemde oyunun ilk bölümü biter…

2016 yılında gene Square Enix tarafından yayınlanan devam oyunu olan Deus Ex: Mankind Divided ise ilk oyunun, neredeyse (2 yıl kadar sonra), kaldığı yerden devam etmektedir. Jensen, eşine ve Sarif’e olan güvenini yitirmiş, TF29 adında, İnterpol altında çalışan bir birlikte çalışmaya başlamıştır (2000 yılındaki oyunda geçen anti-terörist grubun atası?!). Eklentili insanlarla eklentisiz insanlar arasında gruplaşma giderek tırmanmış, eklentili insanlar ikinci sınıf vatandaş statüsüne konmuştur. Bu durum da kendi içlerinde örgütlenmelerine olanak sağlamış ve ARC adı daki örgütün doğmasına sebep olmuştur. Dünya üzerindeki terörist saldırılar artmış ve buna karşın Jensen ve TF29 bölümü, bu işleri araştırmak için çeşitli görevlere atılmışlardır.

Deus-Ex-Mankind-Divided-Augmentations-2

Oyuna gelecek olursak, oyun stealth-FPS olarak geçiyor olsa da ben buna katılmıyorum. Oyunu tarif etmem gerekse “farklı skin’de bir Dishonored” diyebilirim. Oyun bir tutorial göreviyle başlıyor ve Jensen’ı oyuncuyla kaynaştırıyor. Bu görev bittikten sonra ise oyuncu Jensen ve onun karizmatik havasıyla başlıyor o görev senin bu görev benim koşturmaya.

Oyunda ana hikaye ve vazgeçilmez olan yan hikayeler var. Ben tarzım gereği hepsini yapmaya çalışıyorum. Bunun iki nedeni var, birincisi Praxis Kit denen şeyleri bulmak veya deneyimle kazanmak suretiyle kendi istediğimiz, görünmezlik, yükseğe zıplama gibi özel eklentiler kazanmak ve ikincisi de takıntı psikolojim. Gene de yan görevlerin gayet makul ve hoş hikayeler olduğunu belirtmeliyim. Ayrıca bu yan görevlerin çoğunu da şans eseri sağda solda gezinip evlere girerek bulduğumu da belirtmeliyim.

Oyunun hikayesi gayet tatmin edici ve bazen gerçekten Jensen’ın psikolojisine girebiliyorsunuz. Bunun dışında bazı durumlarda kararlar almanız gerekiyor ve bu kararlar oyunun gidişatını ciddi anlamda değiştirebiliyor. Misal aynı anda Palisade Bank’tan özel bir bilgi kaçırmakta olan adamlar suçüstü yapmak veya bombalar üretip, ARC’a temin eden kızı ölümden kurtarmak.

Deus-Ex-Mankind-Divided-3

Oyunda her görev haritası gayet tatmin edici büyüklükte ve emin olun her görevi yapmanın en az birkaç yolu var. Bunların en basiti silahla çatır çutur etrafa ölüm saçmak veya duvar delerek, yüksekteki havalandırma kanallarından geçerek ve kapıları hackleyip gizli ve derinden giderek sonuca ulaşmak. Bu oyunda benim tarzım bayıltıcı silah ve hissettirmeden girip çıkmak. Bazı durumlarda adamların arkasına geçip onları bayıltmak da keyifli. Bu bayıltma esnasında eğer görünmezken bayıltma eklentisini almadıysanız, yakındaki silah arkadaşı sizi farkedebilir. Ayrıca bayılttığınız kişilerin üzerinden ve etraftan çıkan kişisel veri sekreterlerinden de o görevle veya başka görevlerle ilgili faydalı bilgiler alabilirsiniz.

Taşıyabileceğiniz eşya silah kapasitesini arttırmak, eklentilerle mümkün ve açıkçası bunu öneriyorum. Keza silah kullanmayıp, benim gibi ticaretini yapmak ve kısa yoldan paraya vurmak isterseniz, oyunun en başlarında olmasa da ilk fırsatta yapmanız gereken bir yatırım. Ayrıca silahlara eklenti yapabiliyor veya mermi cinslerini değiştirebiliyorsunuz. Üç tip mermi mevcut, standart, zırh delen ve emp. Emp daha çok, eklentisi olan düşmanların eklentilerini kullanmaması için kullanılıyor. Envanterinizde birkaç silaha farklı cephane yükleyip, hızlı davranmanız gereken durumlarda aynı silahta mermi değiştirmek yerine silah değiştirmek daha avantajlı olabilir. Silahlara dürbün, susturucu gibi eklentiler de eklemek mümkün ama bazılarının avantajı gibi dezavantajı da mevcut (susturucunun silah hasarını azaltması gibi). Aynı şekilde çeşitli tipte el bombaları da mevcut; duman, gaz, frag ve göz kamaştıran. Unutmayın bu silahlardan (ve eklentilerden) karşınızdakilerde de olabilir. Ayrıca etrafta bulduğunuz ‘crafting parçaları’ ile silahlarınızın özelliklerini yükseltebilir, bazı özelliklerinize ait cephane yapabilir veya hackleme adına multi-tool gibi cihazların yapımında kullanabilirsiniz.

Ben oyunda ciddi anlamda ilerlemiş olmama rağmen bir kurşun sıkmışlığım yok! (Aslında bir el emp kurşunu sıktım ve onu da dev havalandırma pervanesini durdurmak için yaptım). Düşmanları ya elimle ya da silahımla uzaktan bayıltıyorum. Alternatif yollar bulmak için hacking – yükseğe zıplama – görünmezlik – ağır kaldırma (buzdolabının arkasına gizlenmiş hava kanalı!) – duvar kırma ve duvar arkasını görme gibi şeylere önem verdim. Hacklemede etraftaki güvenlik robotlarını hackleyip onları düşmana karşı kullanmak ise tam bir çılgınlık! Unutmadan söylemeliyim, kullandığınız hemen hemen her eklenti enerji kullanıyor ve bu enerjiyi yükseltmenin tek yolu ‘biocell’ adındaki piller. Bu piller ayrıca etraftaki bazı eşyaları harekete geçirmek için de kullanılmakta. Görev esnasında biocell’siz kalırsanız oyun size, çok az miktarda enerjiyi sürekli bırakıyor ama fazla kullanışlı olmadığını söylemeliyim.

Oyun sonunda karşınıza bir boss çıkıyor ve onu alt etmenin iki yolu var. Ya silahla sağlam bir dövüşe hazır olacaksınız ya da alternatif yolu keşfedip kısa yoldan oyunu bitireceksiniz. Bende kalp olduğundan (ve şans eseri öbür yolu da keşfettiğimden!) silahsız ve acısız! (kime göre) yöntemi denediğimi belirtmeliyim. Oyun bittiğinde ise azı da bir buruk tad kaldığını saklayamayacağım. Sanki oyunun önceki bölümü daha uzunmuş gibi geldi. Ayrıca envanterimde kullanılmamış 30’u aşkın biocell ve kötü günler için sakladığım 10 praxis kit de elimde patladı. Denemediğim birsürü silah da cabası! O yüzden diyeceğim şu ki, cimrilik yapmayın. Jensen’ın ve sizin içinizdeki güçleri uyandırın ve etrafta zevkle kullanın! Üçüncü oyunda görüşmek dileğiyle….